Türkiye’nin En Güzel 5 Trekking Rotası

Türkiye’nin En Güzel 5 Trekking Rotası

Son yıllarda ülkemizde doğaya dönüş başladı, elbette bunun altında yatan başlıca sebepler arasında kapalı alanlarda zaman geçirmeye olan doymuşluk geliyor. İnsanlar artık doğa ile iç içe aktiviteleri tercih etmeye başlıyor. Kapalı bir alanda vakit geçirmektense doğa gezisi daha cazip gelebiliyor.

Trekking, dağcılık/kanyoning gibi daha zorlu sporlara göre çok daha kolay gerçekleştirilebilen bir aktivite. Tabiki bu her trekking parkurunun kolay olacağı anlamına da gelmiyor, karşınıza zorlu parkurlar da çıkabiliyor.  Ancak zamanla, o parkurları rahatlıkla yürüyebilecek duruma geliyorsunuz. Doğa sporlarının fiziksel faydaları olduğu kadar psikolojik açıdan da olumlu etkiler yarattığı biliniyor. Özellikle metropol yaşamının getirdiği kalabalık yaşam; ses ve hava kirliliğinden keşmekeş bir insan ve araç trafiğinden kaçış, stres düzeyimizi rahatlıkla aşağılara çekip bir nebze olsun rahatlamamızı sağlıyor.

Türkiye’de mutlaka gidilmeli dediğimiz  bu 5 trekking rotasını sizin için çizdik. Bir sıralama yaparken de en çok önerdiğimiz Trekking rotasını ilk sırada paylaştık. Elbette her bir rota kendine has eşsiz bir güzelliktir bu liste bir iyi kötü karşılaştırması değil daha çok alacağınızı düşündüğümüz yürüyüş ve doğal manzara keyfini düşünerek bir sıralamaya soktuk. İmkanınız varsa bu rotaların her birini mutlaka ziyaret edin.

Likya Yolu

Antalya’dan Fethiye’ye uzanan 509 km’lik Likya Yolu dünyada bilinen en iyi trekking rotalarından biridir. Özellikle turistler tarafından, muhteşem manzaraları, koyları ve tarihi yapılarını görmek amacıyla sıklıkla ziyaret edilmektedir. Ek bir bilgi verelim: Bu parkuru ilk keşfeden de Kete Clow adında İngiliz bir Turist’tir. Parkur üzerinde Xanthos, Antiphellos, Myra, Letoon gibi birçok görülmeye değer antik kentler de yer alır. Daha önce günlük 8-10 saatlik kesintisiz yürüyüşler yapmış deneyimli biri bu parkurun tamamını 20 günden daha kısa bir sürede yürüyebilir. Parkurun tamamı genel anlamda rahatlıkla yürümeye elverişlidir ancak yer yer yürüyüş hızınızı azaltan, inişli/çıkışlı tepeler ve dar geçitler karşınıza çıkabilmektedir.  Yolunuz üzerinde hem ücretli hem ücretsiz çadır kurabileceğiniz ve hatta konaklayabileceğiniz pansiyonlar, yemek ve su temin edebileceğiniz restoranlar mevcuttur. Ancak bu tesisler arasında mesafeler çok açıktır, kilometrelerce su ve yiyecek temin edebileceğiniz  bir yer bulmakta güçlük çekebilirsiniz. Bu nedenle çantanızda su ve yiyecek mutlaka bulundurmalısınız.

 

Kaçkar Dağları

Yeşilin merkezi Karadeniz’de trekking yapmanın keyfi bir başka.. Yüksek noktalarda, yaylalarda yer alan parkurlarda yürürken ‘iyi ki’ diyeceksiniz. Parkur süresince Pokut Yaylası, Palovit Şelalesi, Verçenik gibi manzarasıyla büyüleyen birçok doğa harikasına şahit olma imkanını yakalayabilirsiniz.

 

Maçahel Vadisi

Artvin’den Gürcistan’a uzanan bir bölgede yer alan Maçahel; sakinliği ve ziyaretçilerine sunduğu doğayla baş başa kalma imkanıyla huzur arayanların mutlaka gitmesi gereken yerlerden. Dağların arasında saklanmış şelalelerin, yaylaların arasında geçireceğiniz vakti döndüğünüzde anlatmaya doyamayacaksınız.

 

Ihlara Vadisi

Doğa harikası Kapadokya bölgesinde bulunan 14 km’lik vadi, size tarihi ve doğayı bir bütün olarak sunacak. Sadece trekking yapmakla kalmayacak; aynı zamanda köklü bir geçmişe sahip olan kayalara oyulmuş mağaraları, mezarları, kiliseleri ve tünelleri keşfetme imkanı bulacaksınız.

 

Karia Yolu

820 km ile Türkiye’nin en uzun trekking parkuru olarak biliniyor Karia Yolu. Likya Yolu’ndan esinlenerek oluşturulmuş bir parkur. Antik çağda bu bölgede yaşamış olan Karia medeniyetinden almış adını. Parkur esnasında; ağaçlar, köyler, az bilinen koylar, tepeler ve antik kentler çıkıyor karşınıza.

Tartışmaya Katıl

İlanları Karşılaştır

Karşılaştır